
Thursday, August 16, 2012
Askılılı abiye modelleri

Gelin Saçı Modelleri
Bir düğün gelin için çok önemlidir. Aylar öncesinden yapılan hazırlıkların ufak hatalar yüzünden düğün gecesinin berbat olmasını istemezler. Gelin en güzel yapan şey gelinliğidir. Değişik saç stilleri vardır. Dergilerden internetten bulacağınız saç modelleri size fikir verecektir.Yalnızca gelinlik kadar aksesuarları, ayakkabısı ve saçları çok önemlidir. Güzel bir gelinlik üstüne sade yada fazla abartılı saç modeli gitmez. Düğün günü kuaföre erken gitmeye bakın olabilecek aksilikten dolayı tekrar bozdurup yaptırabilirsiniz saçlarınızı. Sakın abartılı saç modelleri yaptırmayın. Yok sizi resimlerde çok kötü gösterecektir. Unutmayın düğün hayatınız da bir kere yapılacağından o gece çok güzel olmalısınız unutmayın.. Bizde sizin için değişik saç modellerini araştır. Umarız size yardımcı olabiliriz.
Bershka Kış Sezonu


MUCiZEiKSiRLER.net / MODA
Önümüzdeki sezon bildiğiniz üzere kış. Kış ayları bir hayli soğuk olurken kadınların modadan vazgeçmeye niyetleri hiç yoktur. Yaz kış demeden modayı takip eden kadınlar için Bershkanın kış sezonunu paylaştık. Bershka, kışın modelleri ile içinizi ısıtacaktır.
Bershka, giyim modelleri ile kış sezonunda en çok tercih edilen markalardan olacaktır. Bershka sonbahar kış sezonunda, şık elbiseler, deri ceketler, kazaklar, kot pantolonlar, şortlar gibi birçok modelleri ile karşımızda olacaktır. Yılın trendi olan leopar desenli bluzlarda unutulmamıştır. Farklı etek modelleri, gömleklerlede karşılaşacağımızı şimdiden söylemeliyim. Gömleklerimizde kemerlerimizi unutmamalıyız.
Bershka Kış Sezonunun galerimizden incelemelisiniz.
Resimlerin Büyük Boyutları İçin Küçük Resimlere Tıklayınız.
VN:F [1.9.20_1166]
Rating: 7.3/10 (3 votes cast)
Bershka Kış Sezonu, 7.3 out of 10 based on 3 ratings Aramalar;- kışlık 2013 bayan bluz
- 2013 bayan kışlık mont bershka
- kışlık şort kombinleri
- jean gömlek uzun etek kombinleri
- italya-bershka
- İTALYA BERSHKA
- bershka okul hırkası
- bershka kot gömlek modelleri
- bershka kışlık hırkalar
- bershka kislik bayan modasi
Etiket: 2013 ayakkabı modelleri, dolgu topuk, dolgu topuk ayakkabı modelleri, topuklu ayakkabı, yeni ayakkabı modelleri Straplez Tulum Modelleri Tarih: 15 Ağustos 2012
Etiket: desenli tulum modelleri, straplez tulum modelleri, tulum elbise, tulum modelleri, tulum modelleri ve fiyatları Gelin Duvağı Modelleri Tarih: 15 Ağustos 2012
Etiket: 2012 duvak modelleri, gelin duvağı modelleri, gelin duvakları, gelin peçesi modelleri Büyük Beden Abiye Modelleri Tarih: 14 Ağustos 2012
Etiket: 2013 giyim modeller, büyük beden abiye modelleri, büyük beden elbise modelleri, büyük beden giyim Kot Şort Modelleri Tarih: 14 Ağustos 2012
Etiket: 2012 şort modelleri, kısa kot şort modelleri, kot şort modelleri 2013 Gonca Çanta Modelleri Tarih: 13 Ağustos 2012
Etiket: 2013 çanta modelleri, 2013 gonca çanta modelleri, abiye çanta modelleri, sportif çanta
Tuesday, August 14, 2012
el işi yeni tasarım örgü bere modelleri › elbise modelleri
el örgüsü bere modelleri çeşitleri örnekleri 2012 2013
Kış aylarının vazgeçilmez giyim ürünlerinden olan bereler, soğuk geçen kış günlerinde kıyafetleriniz ile kombinlenebilecek en değerli parçalarınızdandır kızlar. Bu yüzden gardroplarınız içerisinde mutlaka bir örgü bere modeline yer vermeli ve bereleri kış aylarında mutlaka kullanmalısınız diyerek sizlere örgü işi yapan kişiler tarafından hazırlanan birbirinden şık örgü bere modellerini sunuyorum. Umarım bu bereler içerisinden bir tanesini beğenir ve hazırlatırsınız.

Bir önceki yazımız olan Örgüden bileklik modellerine baktınız mı? başlıklı makalemizde örgü bileklik hakkında bilgiler verilmektedir.
09 Ağustos 2012, 11:14:30; Kategori: Örgü dikiş nakış.
Sunday, August 12, 2012
Tekvando'da İlk Madalyam - 2
İşte abim kontrolleri de atlattırdıktan sonra bana, antrenörümün yanına götürdü beni. Benden önceki hocamın öğrencisi yenilmişti, adam onu öyle bir çimdirdi ve öyle kötü itti ki yanından gitsin diye gören insanın psikolojisi bozulur lan. Tabi o 17-18 yaşlarında bir çocuktu benim gibi bebe değildi ama diyorum, adam gerçekten aşırı sert bi insan. Yenilenin yüzüne bakmıyor, ben de doğal olarak çok korkuyorum onu üzmekten.
Hoca beni aldı, yüzü asık. Abime sordum rakibim kimmiş diye.Cevap vermedi. Hocaya sordum hocam rakip kim diye. Adam da cevap vermedi. Hasiktir lan kimle kapışçam diye geçiriyorum aklımdan çünkü adeta bakışıyolar birbirleriyle.
Tekrar döndüm abime, abi kim rakip dedim ama artık sesim titriyor :D Abi hadi başarılar diye zar zor gülümseyip öptü beni hocaya teslim etti :D Hoca da müsabakada yerlerimizi almadan önce o bozuk türkçesiyle, kız geçen senenin Türkiye 1.si, Avrupa'ya da gitti ama sen bunları düşünme, ben seni biliyorum falan dedi.
Lan?!
Sen beni biliyon da benim tek duam kızın tekmelerinden kaçabilmekti olduğunca. E 1. diyosun?! İl içi bile değil Türkiye diyon lan?!
Yeminle bileğim sızladı öğrenir öğrenmez. Ama gene de yiğitliğe bok sürmedim, hoca başa takılan naneyi taktı falan buralar resmen yok bende.
Kızı da hatırlamıyorum hiç. Yalnızca birbirimize selam verdiğimizi hatırlıyorum. Ve başlar başlamaz gardımı alıp Allah ne verdiyse bir tane çaktım kıza, esaslı çaktım ama. Bizim salondan herkes geldi izlemeye, İzmir'in bir ucundayız, annem babam falan da izliyor, tribüne bakamıyorum ama bizim taraf yıkılıyor sesten. Annem zaten ağladı ağlıcak bileğimden ötürü, diyor ki o an inandım sen bu kızı yamultursun diye :D Herkes inanmış bi an. Ben de inanır gibi olmuştum sanırım.
Sonrasında kız bana bi tekme attı. 1 puan alınan tekmelerden, hiçbir şey yok. Ben de refleks olarak gardım zaten hazır olduğundan kestim tekmeyi. O an insanlar ne kadar güçlü diye düşündüğümü çok net hatırlıyorum çünkü sikimsonik bi tekme bileğime öyle geldi ki gözlerim karardı. O anki acıyla hayvan gibi bağırıp bir tane daha çaktım kıza. Bizimkiler iyice coştu, loana şampiyon pataklıyo lan diye. Sonra kızın tekmesini tekrardan kestim ki işte o acıyı unutamıyorum.
Yani kız tüm gücüyle benim boşta dururken bile sızlayan, eğemediğim bileğe tekme atıyor. Yemin ederim acıdan bayılacaktım. Geçen sefer deliye dönüp bir tane daha okkalı yapıştırmıştım ama bu sefer o kadar düşmüştüm ki canımın derdine afalladım sanırım. Bundan sonrasını zaten doğru düzgün hatırlamıyorum.
Maça devam ettim sanırım bir süre, daha çok tekmeden kaçmaya çalıştım, birkaç boşluğu değerlendirdim tekme attım, kendi tekmemin sarsıntısından bile başım dönüyordu acıdan. Ben öndeydim ama, pire gibi bi oraya bi buraya zıplamaktan, kız da bana göre kısa kaldığından götürdüm maçı bir süre daha tekme almadan. Sonra ben kıza tekme atarken kız da bana attı, doğal olarak gene gardıma geldi. İşte bundan sonrası cidden yok bende.
Nolduğunu anlamadım, bi düdük falan çalmış olabilir, her şey olabilir. Raund bitmemişti ama. Şaşırdım çünkü hakem bizi ayırdı beni hocanın yanına gönderdi. Hoca naptı onu da bilmiyorum. Adam beni sırtına aldı lan. Ben ağlamaya başladım çünkü adam havlu atmış. Adam beni maçtan çekmiş ya. Yani pes etmek, bu adamın kariyerinde bir ilk. Bu adam yenileni siken bir adamdı. Onun da şaşkınlığı var, nasıl kendi şanını düşünmeden havlu atar diyorum. Bileğimi gördüm sanırım, iğrenç bir mora bürünmüş. Zaten sonrası tam net değil. Adam gülümseyerek tempolu bir koşu tutturdu ben sırtında ağlıyorum hüngür hüngür. Bizim tribündekiler deli gibi alkışlıyor annem ağlıyor falan. Otomatikman yenildim tabi, biz çekildiğimiz için kız kazandı. Ama birkaç raund daha dayanma ihtimalim zaten yoktu, kalsaydım heralde bileğim çok ciddi hasar alırdı, ben de temiz bir dayak yerdim. Acıdan gözlerimi açamıyodum amk, kızı yenme gibi bi ihtimalim asla yoktu o esnadan sonra.
Neyse, beni herkes seviyo tribünde ben mıy mıy ağlıyorum, çünkü o an bıraksalar yeneceğini düşünüyosun ister istemez. Nereye yeniyosan o bilekle.. Herkes el bebek gül bebek yatıştırdı beni. Yarım saat sonra tüm arkadaşlarımla birlikte, müsabakadaki arkadaşlarımızı desteklemeye katıldım, çocuk aklı unuttum iğrenç yenilgimi.
Sonra işte herkesin kilosundaki 1.ler falan belirlendi, madalyalar verilcek. Ben de en önde boynumu büktüm oturuyorum.
Bi tane adam geldi yanıma, aşina olduğum bi hakem. Sen Loana mısın? dedi. Evet dedim. Madalya alıcaksın gel dedi yürüdü gitti.
Şimdi ben şoktayım. İlk raundda maçta pes ettik lan, ne madalyası?! Abime bakıyorum yok ortalıkta. Annemle babam bayaa uzakta, diğer aileler ve sporcularla oturmuş konuşuyolar, onların yanına mı gideyim, tören başladı başlıycak tören alanına mı gideyim şaşırdım.
Tören alanını seçtim.
Şimdi diğer kilodakiler ödül alırken ben kenarda birkaç kişiyle bekliyorum ama onlardan ayrıyım çünkü korkunç bi hata yapılıyor. Nasıl rezil olucam allam yarabbim diye kafayı yicem ama adam direkt adımı söyledi yani, herkeste olan bir ad da değil ki amk. Annem de tee uzaktan görmüş beni babama şey diyomuş.
- Ah canım yavruum.. Nasıl özeniyor madalya alanlara bak gitmiş yakınlarına nasıl izliyor..
Sonra herkes bana dikkat etmiş tabi Loana niye ordan izliyor lan?! Diye. O an işte kilo kaçtı hatırlamıyorum, bilmem kaç kiloda İzmir 3.sü olan Loana diye anons yapılıyor. Ben tıpış tıpış gidip madalyamı alıyorum.
Bizim tribün şok.
Beni yenen kız 1. olmuş, bi tane tanımadığım 2. var, onlar da yanımda. İşte birbirimizin ellerini kaldırdık alkışlandık falan, ben de başarının zevkine vardım amk gevrek gevrek gülüyorum.
Bi gittim bizimkilerin yanına herkes şokta nasıl oldu diye bana soruyor. Ben madalyayı takmışım boynuma lan, bana ne niyesi nasılı? Sırıta sırıta geziyorum ortalıkta.
En son hoca geldi, herifin de o sert yüzünde garip bi gülümse var sanki bıraksak kahkaha atıcak. Meğersem benim kilomun kategorisinde zaten 3 kişi varmış, bi benim rakip, bi de tanımadığım diğer kız. O sebeple yenilsem bile otomatikman İzmir 3. sü olmuşum :D
Tabi herkes gülmeye başladı, millet oha bala bak diye şaşkınlık içerisinde :D Benim dünya umrumda değil, bence benim yeteneğimi keşfetmişlerdir diyorum içten içe, valla çok mutluydum. Biraz da kafam basmamıştı sanırım o mantığa, ondan böyle bi bahane uydurmuş da olabilirim :D
Neyse ne, yenildim ama kaptım mı kaptım madalyayı! Bizim spor kulübü zaten akıl almaz başarılıydı, bayaa topladık madalya ama en çok da benimkisi konuşuldu hıh!
Kraliçeyiz efendim, sansasyon yaratmaktan vazgeçemiyoruz o yaştan beri! :D
İşte böyleee.. Herkes madalya alır ama böylesini alır mı? Alamaz. Bu Loana farkıdır!!!
Hala annemin beni görüp ay nasıl da özenmiş kızımız madalya alanlara yazııık diye acır acımaz anons edilmemi düşünüp gülüyorum, Allah beni kahretmesin :D
Öperim :)
Saturday, August 11, 2012
2012 - 2013 Askılı Elbise Modelleri
Ürün Detayı: boyundan askılı, uzun, dekolteli penye elbise modeli..
Fiyat: 115 TL
Kargo: Ücretsiz
Güvenlik: 128 bit SSL
Ödeme: Kredi kartı - Paypal - Havele / EFT
İade: 7 gün içinde iade hakkı
Ne zaman Gelir ? Aras kargo ile aynı gün kargoya teslim 2 ila 3 gün içinde kapınızda
![]() |
online satın al |
![]() |
ürünü incele |
![]() |
online satın al |
ŞİİR BİTER, ŞAİR USLANIR, İÇİM YANSA DA AKLIM ÖPER GÖKYÜZÜNÜ…
![]() ![]() ŞİİR BİTER, ŞAİR USLANIR, İÇİM YANSA DA AKLIM ÖPER GÖKYÜZÜNÜ… O melun hastalık zakkum-zehir anılar sıraladı beynimize, aklımıza canım abim. Dünyanın gerçeğini, cennetin sırrını götürmeseydin yanında, maviyle örtüşünce zaman bizde de kanatlanırdı gizemli ipuçları. Gitmek değildi belki de yaptığın. Bir yolcunun yolculuk hevesiydi sadece ulaşılmaza. Ve bizim asla hakkıyla hafızamızda canlandırmaya alışık ve yetkin olmadığımız çizgi dışı ufuk ötesi sonsuz ışığa hicretti o zamansız gidiş. Rüzgârın ıslığı perdeyi yakınca film koptu ve yüreklerimiz tutuştu ansızın. Yaktın fitilini hamsi laciverti gecede hayattan kopuşun. Yazboz tahtasındaki final setini kaybetmiş varsayıldın belki ama gizli gücün ruhundan ruh taşıdın geleceğe. Ve ak mermer üstüne al yazıyla bir tarih düştün sana biçilen ömür adına. Cam hücrelerde koydun gittin bizi Arkadaş. Sulu ve oldukça verimli toprağa bir körpe fidan ekmek gibi bir şeydi bize tutturduğun matem. Tabasız, tabansız, paytak törelerin mal sahiplerine yaslı duruşu algılatmaktı belki de zamansız göç edişin. Belki de durup dururken terki diyar değildi yaptığın. Kim bilir yıllarca kalmaktı belki de yüreklerde, bir yolcunun yolculuk neşesini hissettiren. Yarıda kalan bir hikâye olarak değil de tamamına ermiş bir öykü olarak tanıdıklara eşe dosta anlatılma istemiydi belki de. Eskiden eskidendi denilmeden, öylece bugünü, şimdiki zamanı ve ışıklar içindeki hayalleri her daim anımsatma güdüsüydü sanki bu ayrılık. Abim o yüzden güneş her yükseldiğinde artık gölgemle boğuşacağım, mor gölgelerle değil. Birlikte geçirilen hayatın azlığına veya çokluğuna takılmadan ve aldırmadan, namı şanı yıllardır umuda yürümek olan dostu arayacağım. Çünkü güneş ufukta alçaldığında ve yeryüzüyle kucaklaştığında bile asla gölgemle uzlaşmayacağım. Düşeceğim yine yollara iyi haberleri izinde, sonraki acı haberleri daima öteleyerek. Kadim dost Öteki dünya hatırına iki koldan voltalayacağım bu sahte dünyayı. Hayatı son kez yanımdasın daima yanındayım dürtüsüyle bin kez durup binbir kez yürüyeceğim, süreceğim. Bir bardak suda tutukluluğum sürecekse eğer yine bir bardak su da fırtınalar yaratacağım savrulmadan. Zaten güneş battığında ve sen yıldızlara nispet, yıldızlarla doğduğunda dokunulmazlık kartım iyice ışığa duyarsızlaştı. Elimde tuttuğum kalem, kelam isyanını dört bir yanda duvarlara kazıdı yine. O duvarlar ki ne yaman sloganlar, ne yaman çelişkiler karalanmıştı eteklerine, yumrukların havada asılı kaldığı yıldızlara yarenlik günlerinde. Canlı şahitliğin şimdilik sonlandı can yoldaşım. Bir nemrut geceyarısından sonra söndü umutlar, hala tazeliğini koruyan anılar. Zaten düşlerin ayküsü düşük olunca düşüncelerde, fikirler de ileri izlemeye takılıyor. Takıldık ölüm meleğinin oltasına. Abim hani yedi tepeli gezegende teslim bayrağı çekmek yoktu. Yoktu hani geceye uzayan cıngıllı renklere aldanmak. Makûs talihe başkaldıran yarenlik bitti mi şimdi. Demek geleceğimiz bundan kelli Taşkışla da ağlamaklı kalacak anbean. Olmadı usta, hani vapur düdüğünü yutalı beri beklediğimiz özgürlük seller yaratan güz yağmurlarından sonra gelecekti. Gelmedi, gelmeyince de sen koştun gittin ebedi bağımsızlığa. Gözler, eller, gönüller hıçkırık yanığı şimdi asil dost. Amaçsız kuru bulutlar dolaşıyor şimdi aklımızın kayıp hücrelerinde. Sensin müsebbibi. Dostluk feneri tutup aydınlattığın karanlıktan fersizlik yansıyor artık. İçe nakış nakış işleyen öğütler, gizemli bulutlar diyarında gün doğusundan gün batısına, doğumdan ölüme, ölümüne tam yol verecek yine bu garip yolcuya. Korkma kılavuz olacaksın yine kırık dökük yaşamlara. Kulaklar sağır, gözler kör, yalandan kim ölmüş akıl kürüne saplanmayanlara da cesaret. Zihin tutulması çığı altında kalmayanlara ise ümit çarkı. İhmale gelmez, ikmale kalmaz çok bilinmeyenli denklemleri çözdün de kolayca, tek bilinmeyenliye hapsettin sevdiklerini güzel dost. Hediye kutusu boşalınca ömrün ders vermek gibi, içindeki gökyüzüne özlediğin rengi verdin, kayıp gittin. Ve usturuplu sözlerinin içine o gidişi gizledin, gizledin ve gittin abim. Aklın direndi, bedenin direnemedi yeterince. Kuşandığın çelik zırh bilimdi ama doğa klasiğine boyun eğdin sessizce. Yenilmedin asla yalnızca şu rotu çıkmış dünyadaki faniliği bilmez-görmezlere faniliği hissettirdin ve şaşırttın. Abinin mezarı başında boşalan gizemli bir bakış bıraktın geride. O bakış gitmeden evvelki o zalim gece yarısı sıcacık bir dokunuş oldu tüm sevdiklerine. İçime işledi gecenin karası. Zaten ben uslanmaz bir portreyim her nedense. Nota nota, söz söz yalnızlaşıyorum bu günden yarına. Bildiğim bilmediğim birçok şey öğrendiğim sahici dost yekpare uzayan hayatta ölü ışık zerresine asla kapılmayacağım inan. Yapayalnız bıraksan da bu kardeşini, kolumuzda ölüm patenti o eşsiz pırıltıları kovalayacağım usanmadan. “Su zerresinde güneş, ışık zerresinde deniz, toprak zerresinde can, gönül telinde helim saklı” diyeceğim havadaki gökkuşağına. Çünkü ecel senin için cennetten bir önceki kapalı durak. Son durakta bekle bekleyebilirsen. Evvel ahir tipi bozuk, deli bozuk akşamlar bana da bir demek kırmızı karanfil sunduğunda ve çiçek tozlarından binlerce can canlandığında biz yarenliğimize devam edeceğiz bıraktığımız yerden başlayarak. Dağın tepesi, tepenin arkası yakıp-kavuran güneşe teslim olduğunda, işte o günün ertesi kalan ömrümde ben dağ kırlangıçları ile dolaşacağım iki cihanı. Güneş batıncaya dek yolcuyum eğer teklemez ise nefesim. O dağın zirvesi, zirvenin ardıda daima sen olacaksın abim. Eğer yaşarsam uzun veya kısa her ne kadarsa, yaşadıkça “bir adam vardı adam gibi adam doyamadığım, hayli zamansız can verişine kıyamadığım, bir avuç toprakla yolculadığım” diye anacağım seni. Abim… |




